Radyo Ülkü; önümüzdeki yasama yılında TBMM gündemine gelecek olan genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ülkemizde satışına izin verilmesinin önünü açacak yasa tasarısıyla ilgili yetkililerin görüşlerini almaya devam ediyor.
|
Radyo Ülkü'de Zerrin Oğuz’un hazırlayıp sunduğu “Mola” programına konuk olan Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Mehmet Ateş, çok uluslu şirketlerin yıllardan bu yana, bir “duraklatma” planıyla ülkemizin lider konumda olduğu sektörleri nasıl zarara uğrattığını ve bu şirketlerin Türk halkı üzerindeki çirkin planlarını gözler önüne serdi.
“HALKIN YÜZDE 80’İ GDO’YU BİLMİYOR”
Türk halkının GDO ile ilgili bilgi sahibi olmadığını, bunun da sermaye güçlerinin işine yaradığını belirten Mehmet Ateş: “Halkın % 80’i genetiği değiştirilmiş organizmalarla ilgili bilgi sahibi değil.Bu ürünlerin satışı ülkemizde yasak ancak çok uluslu şirketler iktidara siyasi baskı yaparak, ülkede satışı noktasında yaptırımlar uygulamaya uğraşıyorlar. Ancak bu ürünlerin ülkemize girmemesi gerektiğini, aksi halde önümüzdeki yıllarda çok ciddi sorunlar oluşabileceğini halka anlatmak zorundayız.”dedi.
“ÜRÜNLERİN ÜSTÜNDE ‘GDO’LU OLDUĞUNA DAİR” UYARI YER ALSIN”
GDO’lu ürünlerin Türkiye’de satılmasına izin verilmesi halinde, tüketicilerin konuyla ilgili uyarılması gerektiğini kaydeden Ateş sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk milleti olarak okuyan bir toplum değiliz.Raflardan gıdaları seçerken, son kullanma tarihine de bakmıyoruz, içerdiği maddelere de bakmıyoruz. Eğer bu ürünler Türkiye’de satılacaksa o zaman ürünün üstüne “bu ürün GDO’lu” şeklinde sticker yapıştırsınlar. Tüketiciler de GDO’lu ürün almak istiyorlarsa alsınlar.Ama istemeyen de almasın. GDO’lu ürünü alıp almamak konusunda tercih tüketicilere bırakılsın.”
“PATENT YASASI YILLARDIR BEKLETİLİYOR AMA TOHUMCULUK YASASI BİR GECEDE GEÇTİ”
Türkiye’nin gen materyali yönünden çok zengin olmasına karşın, patent alınmadığı için bir çok materyalin farklı ülkelere kaydığının altını çizen Mehmet Ateş: “GDO’lu ürünlerin satışına izin veren ülkelerde mısır, patates, ay çiçeği ve soyada GDO var. Ancak bizim ülkemizde GDO’yu ölçebilecek bir laboratuarımız yok.Ülkemizde gemiyle tohumu getirdiklerinde, beyan usulü ile alım yapıyorlar.Ürünü getirenlerden ”Getirdiğim ürünlerde GDO yoktur” şeklinde beyanat alıyorlar. Ama çok uluslu şirketler ülkemize baskı yaparak, bir gecede tohumculuk yasasını meclisten geçiriyorlar. Biz gen materyali yönünden çok zenginiz.”Patent yasası” önce çıksın, “tohumculuk yasası” daha sonra çıksın dedik. Kimse sesimize kulak vermedi. Örneğin Hollanda, Osmanlı Devleti döneminde laleleri götürdü, patentini aldı. Biz oradan getirirken döviz ödüyoruz. Yani bizim materyallerimiz Hollanda’ya kaydı.Yıllardır parlamentoda patent yasası bekliyor ama bir gecede tohumculuk yasası geçiverdi.”diye konuştu.
“KUŞ GRİBİ YALANIYLA KÖY TAVUKÇULUĞUNUN NESLİNİ TÜKETTİLER”
Lider konumda olduğumuz sektörlerde suni gündemler oluşturarak, bizi duraklatma çabasında olan çok uluslu şirketlerin oyununa geldiğimizi vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Mehmet Ateş: “Kuş gribi sanal olarak çıkartıldı.Kanatlı sektörde biz lider konumdaydık. Sektörü öldürmek için sizde kuş gribi var dediler.
Böylece köy tavukçuluğunun neslini tükettiler. Çok ucuz fiyatlara köylünün elindeki tavukları alıp, itlaf ettiler. Kümes tavukçuluğunda hiçbir gelişme yaşanmadı ama köy tavukçuluğu bitti.”dedi.
“TARIM BAKANLIĞI DA GDO’LU ÜRÜNLERİN YURDA GİRDİĞİNİ BİLİYOR”
Ateş, GDO’ya aldanılmaması konusunda duyarlılık çağrısı yaparak:“Genetiği değiştirilmiş organizmalar yıllardır aslanlar gibi ülkemize giriyor.Tarım Bakanlığı yetkilileri de girdiğini biliyor ama test edecek teknolojimiz yok.Girmediğine dair beyan usulü ile gümrüklerden geçiriyorlar.İstedikleri kadar inkar etsinler aslanlar gibi gümrüklerden de geçiyor.Getirenler “GDO’lu değil” diyor, biz de onun beyanını dikkate alıyoruz. Çok uluslu şirketlerin aldatmacası bununla da sınırlı kalmıyor. GDO’lu ürün konusunda ikna edici olabilmek için bu ürünleri kullandığınız taktirde verim artacak ve ürünlerin genleriyle oynandığı için haşereler bu ürüne zarar veremeyecek diyorlar. Üreticiler de ‘madem verim artıyor, o zaman kullanalım’ diyorlar ve tarihi yanılgıya düşüyorlar.Biz dış güçlerin oyununa geliyoruz. Halkımızın artık bilinçlenmesi gerekiyor. Atın ölümü arpadan olsun diyen bir ülkenin fertleriyiz. Yüksek verimi baz alırsanız, o ürünlerin insanlarda yol açtığı kanser ve kısırlık vakalarını düşünmezseniz, çok uluslu şirketlerin ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.”dedi.
“BALIK ÇİFTLİKLERİYLE İLGİLİ YÜKSELEN SESİ KESTİLER”
Balık çiftlikleriyle ilgili gelişmeleri örnek gösteren Mehmet Ateş,dış güçlerin ne tür planlar içinde olduğunu gün ışığına çıkartan önemli konulara vurgu yaptı.
Ateş: “Balık çiftlikleriyle ilgili gelişmeleri düşündüğümüzde, dış güçlerin oyununu burada da görüyoruz. Meslek odaları sermeye düşmanı değil, sermayeye muhalefet etmiyoruz ama büyük şirketler ikna gezileriyle Mersin’de bir çok kişiyi Bodrum’a götürdüler. O geziden sonra gidenler ‘balık çiftlikleri, iyi teknoloji kullanıldığında zararlı değil’ şeklinde açıklamalar yaptılar. Dolayısıyla Mersin’den yükselen sesi kestiler. Balık çiftlikleri tamamen kaldırılsın demiyoruz. Böyle bir düşmanlığımız yok.Bazı yerlerde kalabilir şeklindeki görüşümüzü de beyan ettik Ama balık çiftliklerinin Mersin koylarına kurulmasına izin vermemeliyiz. Mersin’de bu çiftliklere karşıyız.”şeklinde konuştu.
“GDO YOK DİYENLERE HODRİ MEYDAN”
GDO’lu ürünlerin ülkemizde satılmadığını iddia edenlere hodri meydan diyen Ateş: “GDO’lu ürünlerin yurdumuzda yasal hale gelmesini engellemeliyiz. Çünkü geleceğimizi tehlikeye atamayız.Bu ülkede yaşayanlara yazık etmelerine izin vermemeliyiz.GDO’lu ürünler zaten Türkiye’ye giriyor. Bu adam işkembeden atıyor diyenlere hodri meydan diyorum. Marketlerdeki ürünleri alalım, gerekli teknolojiyi kullanan ülkelere inceletelim ve sonucu görelim.Türkiye’de GDO var. Bunu kimse inkar edemez.”dedi.
|
|
|
|
26 Haziran 2009
- 2:24:17 AM - 434
günlük
|
|